Keyif aldıklarım...

İstanbul, Türkiye
Keyif aldıklarım mı? Gezmek; farklı kültürlerin sokaklarını, insanlarını, restoranlarını, klüplerini, yemeklerini görmek, tatmak; güzel bir manzara eşliğinde sohbet veya yemek (evet yine), ayrıca salt yemek yemek, üşenmezsem de yapmak; tatil yapmak, güzel içkiler içmek-- güzel şaraplar seçmek, sıcak havada buz gibi bira içmek, değişik kokteyller ve müzik; en güzel müzikler eşliğinde yürümek, spor yapmak (ağır spor değil); güzel klüplerde yine en güzel müziklerle dansetmek ve müzik yapmak ve yeniden dinlemek... Sizlerle keyif aldıklarımı paylaşmak istiyorum :)

25 Haziran 2011 Cumartesi

Euphoria & Midpoint Taksim

20/06/2011

İstiklal Caddesi üzerindeki Midpoint gözlerinizden hiç kaçmamıştır diye tahmin ediyorum. Midpointler içerisinde en güzel manzarası olanı... Biz buraya öğle saatlerinde gittik. Markalaşmış ismi dışında, muhteşem bir  deniz manzarası olmasından ve İstanbul'un en işlek caddelerinden biri üzerinde bulunmasından dolayı her saat kalabalık bu mekan...

Türk insanları genelde balığı akşam yemeğinde yemeyi tercih ederler, fakat ben deniz ürünlerine bayılan biri olarak, menüye baktıktan sonra kendimi "deniz ürünleri tabağı" nı seçmekten alamadım. Ağız tadına dikkat edenler için ise, tabağımı daha detaylı anlatmak istiyorum:

Izgara levrek,  kömür ateşinde pişirilmiş çöp şişte orta-küçük boy karides ve ızgara kalamar. Garnitür olarak hafif balzamikli çiğ kırmızı biberli roka salatası ve "karamelize soğan" adı altında soğan kavurma vardı. Soğanların içinde ayrıca dolmalık fıstık, kuru domates, saplarıyla birlikte maydonoz ve bolca baharat (karabiber)bulunuyordu.

Lezzet olarak bakarsak, karidesler kesinlikle tabağın yıldızıydı. Mangal ateşinde pişirilmiş lezzetleriyle olağanüstüydü. Kalamarı vasat ve iyi arasında kategorize edebilirim ama levrek pek iyi sayılmazdı. Soğanlı garnitür ise; bu garnitür her ne kadar menüde "karamelize" olarak tanımlanmışsa da, kesinlikle farklı biçimde pişirilmişti. Karabiber ve dolmalık fıstık, bu garnitürü daha çok zeytinyağlı dolma içini andıran bir tada bürümüştü. Fakat lezzet için kötü demek haksızlık olur. Vasattan biraz daha iyi diyebilirim.



Sunum hakkında konuşmak gerekirse, çoğu bakış açısı seçtiğim yemeğin sunumunu oldukça başarılı bulacaktır. Fakat benim için en güzel sunum, yemeklerin tabağa yatay değil dikey olarak dizilmesi, tabakta az yemek görünümü ve kalabalıktan ziyade birbirine en çok uyan tatların bir arada olması. Bu nedenle sunuma puan vermem gerekse, 10 üzerinden 6 verebilirdim.



Üzerine, single espresso ve sambuca shot ısmarladım. Kahve fincanında segafredo amblemi vardı, kahveler muhtemelen segafredo'nun. Ve Sambuca'ya gelince, her ne kadar ofise dönmek durumunda olsam da, küçük bir kaçamak yapmak istedim.
Sambuca, alkol oranı oldukça yüksek olan (%42) anason yağı ve şekerle yapılan (şekerli sek rakı benim yaptığım direkt benzetme)bir içki. Kana çok hızlı karıştığı gibi çok çabuk çarpıyor diyebilirim. Alkol oranının fazla olması nedeniyle, her ne kadar tatlı olsa da, içimi oldukça zor, bunu da eklemeden geçemeyeceğim.

Siz de bu restoranla ilgili yorumlarınızı paylaşmak ister misiniz? Ya da sorularınızı alayım, belki gitmeden önce biraz fikir sahibi olursunuz:)

Sevgiler